kuzupinari

Kuzupinarina Hosgeldiniz- Sizin sesiniz
BİN YILLIK GELENEĞİMİZ NEVRUZ Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 8
ZayıfMükemmel 
Yazarlar - Nazım Özdemir
Cuma, 12 Mart 2010 00:04
BİN YILLIK GELENEĞİMİZ NEVRUZ

Nevruz nedir ve nerden geliyor? Nevruz geleneksel bir halk bayramıdır. Nevruz Ortadoğu ve Ön Asya’da çeşitli halklarca yeni yılın başlangıcı ya da bahar bayramı olarak kutlanır.

Farsça bir kelime olan Nevruz’un anlamı YENİ GÜN demektir. Bu gün Gök cisimleri yörüngesindeki başlangıç noktasına gelir ve Güneşin Koç burcuna girdiği vakit olup, Rumi takvimde martın 21 ‘ne tekamül eder.21 Mart diğer bir ifadeyle; Güney yarım küre’de ise (Ülkemizin de içerisinde bulunduğu )ilk baharın başlangıcıdır. Bu zamanda halk arasında Gün dönümü de demektir.İlkbahar toprağın uyanması demektir,ve böylece topraktaki tüm canlıların vejatasyon dönemi başlar ; Ağaçlarda tomurcuklar açar,yapraklar yeşerir,böcekler üçüşür ve böylece Doğaya bir Güzellik hakim olur.

Bir başka söyleşide; Nevruz tabiatın kıştan kurtuluşu bolluk ve bereketin simgesidir.Günümüzden 39 yıl önce Birleşmiş Milletler tarafından 21- Mart Dünya Ormancılık günü olarak ilan edilmiştir.Bu süre içerisinde Kamu kuruluşları ,okullar fidan dikerek ağaçlandırma faaliyetleri devam eder. Anadolu’da asıl adı kardelen olan çiçeğe bazı yörelerde“Nevruz“çiçeği veya Sultan Nevruz çiçeği de denmektedir. Baharı müjdecisi bu çiçek karların tamamen erimesini de çıkar gelir. Baharın habercisidir.(Bizim memlekette Göle’de daha çok olmaktadır. Nevruz Türk Dünyasında ve Anadolu’da kırk a yakın isimle kutlanmaktadır.(Nevruz,Nevruz-i,Sultan-i,Yeni gün,Novruz,Baba marta,Ulustın,) gibi Araplara İranlılardan geçen bu adet başta on iki Hayvanlı Türk takviminde görüldüğü üzere Türkler ‘de çok eskiden bilinmekte ve bu gün törenlerle kutlanmaktadır.

TARİH BOYUNCA NEVRUZ

Nevruz’un bayram olarak kutlanması çeşitli topluluklarda günümüze kadar devam etmektedir. Bu bağlamda İranlılar ‘da Nevruz’un ortaya çıkışıyla ilgili Rivayetler zamanla İslami bir nitelik kazanmıştır. Bu rivayetlerden birisi efsanevi İRAN Hükümdarlarından Cemşid-ü Hurşid’in Azerbaycan’a geldiği gün ile ilgilidir. Diğer bir İRAN rivayetinde Ateşin Cemşid-ü Hurşid tarafından keşfiyle ilgilidir. Buna göre: Cemşid Mazenderan ormanlarında tavşan avına çıktığı zaman bir zehirli yılan görerek okunu ona atmıştır. Ok yılanın bulunduğu kayalıklara çarparak bir kıvılcım çıkmasına sebep olmuştur ve bu kıvılcımla etraftaki otları tutuşturmuştur.Ateşi ilk defa gören İranlılar korku ile Ateşe secde etmişlerdir.Onu mukaddes saymıştır.

Karanlığı yok ettiği inancıyla ateşin devamlı yanık tutulmasına çalışmışlardır.Bunun içinde Ateşgede denilen tapınaklar yaptırmışlardır.ateşin bulunduğu günü İranlılarda Nevruz olarak kabül edilmiştir.iranlılarda tamamen efsanevi bir mahiyet kazanan Nevruz günümüzde de kutlanmaktadır. Nevruz geleneği Araplarda yoktur.Çünkü eski Araplar ile Müseviler de yılbaşı son bahar’a rastlamaktaydı. Sasani Devletinin Müslüman Araplar tarafından ortadan kaldırıldıktan sonra Nevruz an’anesinin arap dünyasına girdiği girdiğigörülür.Nevruz bazı vergilerin toplanma dönemide olmaktadır.

Orta Asya Türk topluluklarında Nevruz kutlama geleneği oldukça eskiye dayanır.Elbulgazi Bahadır Han zamanında bayram olarak kutlanmaktaydı. Kaçkarlı Mahmut Divan i Lugat-i eserinde,Türk topluluklarında Nevruzun yılın başlangıcı olduğunu belirtmiştir. Selçuklu döneminde Sultan Melikşah tarafından Takvim-i Celel-de 21- Mart yılbaşıdır.Mali işlerin ve Devlet bütçesinin hazırlanması ve vergilerin toplanması dönemi olarak kabül edilmiştir.

İçinde Osmanlı ailesini çıkaran Kayı boyuna mensup bazı Aşiretler 21-Mart tarihinde Ertuğrul Gazi’nin türbesi etrafında toplanıp çeşitli törenler yaptıkları da bilinmektedir’ ki buna Yörük bayramıda derlerdi. Bilindiği gibi Atatürk’de 22-Mart 1922 tarihinde Ankara’nın Keçiören semtinde Nevruz şenlikleri düzenlemiş ve kendiside bu şenliklerde hazır bulunmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında bayram olarak kutlanmıştır. NEVRUZ BAYRAMININ ÜLKEMİZDEKİ GELENEKSEL UYGULAMALARINDAN BAZI ÖRNEKLER Kars ve civarında genç kızlar ve erkekler akşam bir evde toplanırlar, eğlence yaparlar. Gençler küçük bir çocuğu dışarıya su almaya gönderirler. Çocuk hiç konuşmadan ve arkasına bakmadan bir kova su getirir ,orada bulunanları temsilen birisi kovadaki suyun içerisine renkli iplik ve iğneleri atar,birleşen iğne ipliklerin sahiplerinin birbirleriyle evleneceklerine inanılır. Ağrı ve Iğdır çevresinde o gece gençler bir dilek tutarak kapıları dinleyip içerideki konuşmaları yorumlayarak niyetlerinin tutup tutmayacağını anlamaya çalışırlar. Bir başka uygulamada:bekar bir delikanlı o akşam tuzlu “gilik” denilen tuzlu hamurdan yapılmış bir çöreğin yarısını yer ve su içmeden yutar,inanca göre rüyasında kendisine su veren kızla evleneceğine inanılır. Tunceli Türkmenlerinde :Nevruz-“Sultan Nevruz “ADI İLE ANILIR.Eski takvimde (Hicri) Mart ayının 9’unda kutlanarak yaylaya çıkılır.Dağ misafir alır deyişi söylenir.Bu gün herkes yeni elbiselerini giyinir suslenir mezarlıklar ziyaret edilir. Malatya ‘nın Arguvan ilçesinde ve köylerinde halk Nevruz’u kış bitti bayramı olarak kutlarlar. Mersinin Silifke bölgesinde toros Türkmenleri de “Mart ipliği“ adı ile bilinen Nevruzda ağaçlara renkli bezler bağlanır. O gün yayla evlerine çıkılır şenlikler düzenlenir. Kırklareli’nde Nevruz Mart dokuzunda kutlanır ,o gün halk boyalı yumurtalar,börekler,lokma gibi yiyeceklerle kıra giderek bu yiyecekleri yerler ve eğlenirler. Güneydoğu’da Gaziantep, Diyarbakır Urfa ) bu yörelerde 22-Mart gününde Sultan Nevruz adı verilmektedir.Halk arasında inanca göre Sultan Nevruz güzel bir kızdır,21-Mart’ı 22-Mart’a bağlayan gece batıdan- doğuya doğru göç eder,bazı inanca göre ise kuş kılığında uçan bir derviştir,Nevruz gecesi Sultan Nevruz’un dileklerinin gerçekleşeceğine inanılır.Ayrıca;İzmir Urla’da,Giresun Şebinkarahisar’da ve ülkemiz’in çeşitli bölgelerinde farklı geleneklerle kutlanır. Nevruz kutlama geleneği uygulamalarında yörelere göre bazı farklılıklar görülmekle birlikte İran Orta Asya Türk topluluklarında ,Balkanlar’da ve Anadolu’da aynı tarihler arasında her toplum kendine özgü bir nedenlere dayanarak Nevruz kutlanır ve Bayram niteliği kazanmıştır.

TÜRK DÜNYASINDA NEVRUZ KUTLAMALARI

Türk Dünyasında tarih boyunca; Bayramlar,şenlikler kutlamalar özel bir yer almaktadır.Her şeyden önce insanları birbirine yaklaştıran dostlukları ve sevgiyi artıran etkenler olmuştur.

Türk Dünyasının her bölgesinde var olan “ Nevruz” an’anesi Doğu ve On Asya topluluklarında bayram olarak kutlanır, Ülkemizde de Devlet gözetiminde kutlanabilir bir bayramdır.

Kazakistan’da: Nevruzdan önce evler baştanbaşa temizlenir,Nevruz günü herkes en iyi elbiselerini giyinir,ve birlikte el sıkışır selamlaşır,insanlar birbirlerine YENİ GÜN’de iyi dileklerde bulunur.Nevruz bayramında Kazaklar Nevruz Köje(nevruz çorbası) içerek Halk muziği çalar,şarkılar söyleyerek oyunlar oynanır. AZERBAYCANDA:Nevruz üç gün sürmektedir.Mar ayının 21-23 günleri büyük törenler düzenlenir yine; pulanberi denilen en az yedi yiyecekten oluşan yedi-levin gecesi yapılır.

Kırgızistan’da:yeni yılın ilk günlerinde Nooruz adı verilen ve Nooru-Köcö-i denilen özel bir yemek yapılır.

Sevgili okurlar, Geleneksel bir Halk bayramı olan Nevruz’un tarihçesini ve yöresel uygulamalarını çeşitli kaynaklardan derledim,yazdım ve bilgilerinize sunmak istedim. Tarihini bilen Kültürel geçmişini öğrenen toplumlar uygar toplumlardır.Uygarlık ise ;Sanat felsefe ve medeniyet demektir.Bu bilince sahip insanlar bir arada yaşamasını daha iyi bilmiş ve aynı zamanda Bilim ve teknolojinin olanaklarınıda kullanarak toplumsal kalkınmasını en üst düzeyde gerçekleştirmişlerdir.

Yaşamak- yaşamak;bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine olmalı.Böyle olmalıki toplumun yapısındaki farklılıklar, renkler ve tonlar gülümseyerek ortaya çıksın gözüksün ve hissedilsin.”Korka korka yaşamak ne”!...

Doğuştan kaşı destan, gözü destan o güzel çocuklar vahşi sistemin o adaletsiz düzeni içerisinde istemeyerek’te olsa elleri kirli ve çirkin işlere bulaşmaktadır.

YOKSA:

Ölmak ne Öldürmek ne/Çürümek ne zindanlarda/

Özlem ne Ayrılık ne/yokluk ne yoksulluk ne/

İlenmek ne dilenmek ne/İşsiz güçsüz dolaşmak ne/

Gün,gün ile barışmalı/Kardeş kardeş duruşmalı/

Söyleşmeli koklaşmalı/Korka korka yaşamak ne/!

İşte anlam yüklü bu dizeler ve cümleler insan Hukuku’nun ,Demokrasinin tam kendisidir.Bu onurlu ve erdemli yaşam sistemine ulaşmak için değişen Dünya değerlerine duyarlılık gösterip teşmili Demokrasiyi elde etmekle çağdaş ve güçlü bir toplum modeli ortaya çıkacaktır.Saygılarımla
Nazım ÖZDEMİR
GÖLBAŞI/ANKARA
Cumartesi, 13 Mart 2010 05:33 tarihinde güncellendi