TERÖR BÜTÜN DÜNYANIN SORUNUDUR
- Detaylar
- Kategori: Ayça Soner
- Oluşturulma tarihi: Perşembe, 26 Mayıs 2011 19:57
- Yayın tarihi: Perşembe, 26 Mayıs 2011 19:57
- Yazar: Super User
- Gösterim: 866
Yaşadığımız yüzyılda dünya terör saldırlarına alışmış durumdadır. Boyutu ve yapıldığı yer her ne olursa olsun sonuç hep aynıdır; milyonlarca kadın, çocuk, yaşlı ölümü… 11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleşen Amerika’daki ikiz kulelere saldırıyla beraber terör eylemleri başka bir boyuta taşındı. Günlerce gazete, televizyon ve radyolarda anlatılan bu konu tüm gözleri İslami teröre çevirdi. Bu olaydan sonra ABD dünya çapında terör karşıtı programlara başladı ve bütün dünya ABD’nin yanında yer aldı. İkiz kulelere yapılan saldırılardan sonra İslami terör adı altında daha birçok saldırı meydana geldi. İslami terör kavramı tamamen materyalist zihniyetin Müslümanları tüm dünyaya düşman göstermek için planladığı bir oyundur. Herkes bilir ki İslam asla terörü savunmaz. “... Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan birçoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır.’’ (Maide Suresi, 32) Bir Müslüman Allah’a olan sevgisi ve korkusundan ötürü asla O’nun belirlediği hükümler dışında bir harekette bulunamaz. Dünyada yaptıklarının karşılığını ahirette alacağını bilen Müslüman bir insana dahi kötü davranmaktan sakınır. Terör bir tek Müslümalara değil diğer dinden masum insanlara da bela olmaktadır. Bir Müslüman’ın ne kadar çok dinini özgürce yaşama hakkı varsa, Yahudi ve Hristiyanların da vardır. Aslında terör eylemlerini gerçekleştirenler Allah’ın tek ilah olarak anıldığı her dine düşmanlık beslemektedirler. Bu yüzden terörle mücadele hepimizin mücadelesidir. Müslümanlar kendi mescitlerini kordukları gibi diğer dinden insanların mascitlerini de korumalıdırlar. “... Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz olandır.’’ (Hac Suresi, 40) Müslümanlar Peygamberimiz (sav)’in davranışlarını kendilerine örnek almalılar, onun kitap ehline olan koruyucu, düşünceli, dostane tavırlarını günümüzde de uygulamaya çalışmalıdırlar. Hz. Muhammed (sav) barış antlaşması imzaladığı kitap ehlinin haklarını gözetmiş, aralarında adaletle hükmetmiştir. Dinlerini kendi mescitlerinde özgürce yaşamalarına izin vermiştir. Dünyada terör yapan, masum insanların canına gözünü kırpmadan kıyan vicdansız insanlar, ne kadar çok bunları din adına yaptıklarını iddia etselerde, bu yapılanların İslam dini ile bağdaşmadığı çok açıktır. Bu insanların Allah’ın varlığına inandıkları da şüphelidir. Allah’a inanan insan, O’na hesap vermekten de korkan insandır. Rabbinden korkan insan güzel ahlakta sınır gözetmez. Allah’a inanmayan veya gereği gibi tanımayan kişilerin ise iyilik anlayışları sınırlıdır. Bu insanların ahlakı belirli ortamlara ve koşullara göre değişir. Bu yüzden yeryüzünden terörün tam manasıyla yok olması için din ahlakının yaygınlaşması zorunludur. Allah’tan korkan insanların çoğunlukta olduğu bir dünyada hoşgörüde, merhamette, sevgide, saygıda, kardeşlikte sınır olmaz, insanlar güzel ahlak göstermekte birbirleriyle yarışırlar. Böyle bir dünyada terör de barınamaz, teröre neden olan etmenler de vücut bulamaz. “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.’’ (Ali İmran Suresi, 104)



















